Velayet konusu, özellikle çekişmeli boşanma davalarında taraflar arasında uyuşmazlığa neden olabilmektedir. Mahkeme, velayete ilişkin değerlendirmesini çocuğun üstün yararını esas alarak yapar. Boşanma sebepleri, yargılama süreci ve boşanmanın hukuki sonuçları hakkında ayrıntılı bilgi için Çekişmeli Boşanma Davası Nedir? Şartları ve Dava Süreci başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.
Boşanma ve ayrılık süreçlerinde anne ve babayı en çok sarsan, taraflar arasında en sert hukuki çekişmelerin yaşandığı alan şüphesiz velayet uyuşmazlıklarıdır. Ortak çocuğun geleceği, eğitim hayatı, duygusal bütünlüğü ve barınma koşulları söz konusu olduğunda atılacak her usuli adım hayati bir kıymet taşır. Hukuk sistemimizde çocuğun kaderi, tarafların kişisel çekişmelerine veya maddi güç gösterilerine asla terk edilmemiştir. Aile mahkemelerinde görülen davalarda hakimin takdir yetkisini doğrudan etkileyen faktörler, mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar çerçevesinde şekillenir. Bu süreçte hak kaybına uğramamak ve evladınızın geleceğini güvence altına almak adına Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti konusunda derinleşmiş profesyonel bir temsil desteği almak kritik önemdedir. Usul ekonomisinin ve katı hak düşürücü sürelerin egemen olduğu yargılama evresinde yapılan en ufak bir dilekçe hatası dahi yıllarca sürecek geri dönülemez pişmanlıklara yol açabilmektedir.
Velayet Davasında Temel Kriter Olarak Çocuğun Üstün Yararı
Velayet davalarının esasına girildiğinde mahkemenin re’sen araştırma ilkesi gereğince tek bir pusulası bulunur, bu da çocuğun üstün yararı ilkesidir. Anne ve babanın kişisel beklentileri, intikam duyguları veya maddi talepleri çocuğun fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişiminin daima gerisinde kalır. Türk Medeni Kanunu velayet düzenlemesinde tarafların kusur durumundan ziyade, küçüğün hangi ebeveyn yanında daha sağlıklı bir geleceğe kavuşacağını ölçüt alır. Bu kapsamda eşlerden birinin evlilik birliğini sarsan kusurlu davranışı, eğer doğrudan çocuğa karşı bir tehlike veya ihmal oluşturmuyorsa tek başına velayeti kaybetme sebebi sayılmaz. İşte tam bu aşamada Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti kapsamında yürütülen savunmalarda, çocuğun mevcut kurulu düzeni ve psiko-sosyal menfaatleri somut delillerle ispatlanmalıdır.
Çocuğun üstün yararı belirlenirken yalnızca anlık durum değil, çocuğun ergin olana dek geçireceği tüm evreler hesaba katılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, ebeveynin çocuğa sunduğu sevgi bağını, barınma şartlarını ve şefkat ortamını her türlü zenginlikten üstün tutmaktadır. Ebeveynlerin sosyo-ekonomik durumları arasındaki uçurum, tek başına yoksul olan tarafın velayeti kaybetmesine gerekçe yapılamaz. Zira ekonomik eksiklikler iştirak nafakası kurumu aracılığıyla dengelenmektedir. Dolayısıyla davada asıl ispatlanması gereken olgu, çocuğun sevgi, güven, ilgi ve istikrarlı bir aile ortamında büyüme hakkıdır.
Türk Medeni Kanunu Hükümleri Kapsamında Velayet Hakkı ve Sınırları
Velayet hakkı, reşit olmayan çocukların bakım, koruma, eğitim ve temsil görevlerinin bütünü olarak kanun koyucu tarafından sıkı kurallara bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu velayetin evlilik birliği içindeki ve boşanma sonrasındaki rejimini açıkça tayin etmiştir.
Kanun’un 336. maddesinde bu durum şu şekilde ifade edilmiştir: “Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.”
Bu normatif çerçeveden anlaşılacağı üzere, evlilik birliği sürerken anne ve baba velayeti ortaklaşa yürütmekle yükümlüdür. Ancak taraflar arasında fiili ayrılık başladığında veya boşanma davası açıldığında bu birliktelik parçalanır. Mahkemece boşanmaya hükmedilirken velayetin kime verileceği hususunda Türk Medeni Kanunu m. 182 hükümleri tatbik edilir.
İlgili hükümde mahkemenin takdir çerçevesi şöyle çizilmiştir: “Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur.”
Görüldüğü üzere kanun koyucu, velayet hakkının devrini katı kurallara bağlamış ve hakimin vicdani kanaatini çocuğun ahlaki ve bedensel sağlığı ile sınırlandırmıştır. Çocuğun menfaatlerinin doğru tahlil edilmesi ve mahkemeye mevzuat temelli bir dilekçe sunulması sürecinde Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti hukuki kılavuzluğu müvekkillere sarsılmaz bir hukuki güvence sağlar.
Boşanma Yargılamasında Geçici Velayet ve Tedbir Kararları
Çekişmeli boşanma davaları ülkemizdeki adli iş yükü ve usuli aşamalar sebebiyle aylar hatta kimi durumlarda yıllar sürebilmektedir. Bu uzun yargılama sürecinde çocuğun hangi tarafta kalacağı, dava sonuçlanana kadar kimin gözetiminde bulunacağı meselesi acil bir tedbir kararı gerektirir. Türk Medeni Kanunu m. 169 uyarınca aile mahkemesi hakimi, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Bu kapsamda verilen ara karara geçici velayet veya dava süresince velayetin tedbiren düzenlenmesi adı verilir.
Geçici velayet kararı verilirken çocuğun fiilen kimin yanında kaldığı, okul hayatının kesintiye uğrayıp uğramadığı ve anne şefkatine gereksinimi gibi olgular ivedilikle değerlendirilir. Ebeveynlerden birinin çocuğu diğerinden zorla kaçırması veya kişisel ilişkiyi fiilen engellemesi mahkeme nezdinde aleyhe bir izlenim doğurur. Dava açılır açılmaz sunulacak kapsamlı bir tedbir talebi dilekçesi, çocuğun dava sonuna kadar güvenli bir limanda kalmasını temin eder. Geçici velayet kararının gecikmesi durumunda karşı tarafın çocuğu saklaması ya da psikolojik baskı altına alması riski doğar. Bu nedenle dava ikame edilir edilmez Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti alanındaki teknik bilgiyle hızlıca tensip zaptında tedbir kararı tesis ettirmek davanın mukadderatını doğrudan tayin eder.
Sosyal İnceleme Raporunun Önemi ve Uzman İncelemesi
Aile mahkemelerinde velayet uyuşmazlıklarının çözülmesinde hakimin en kritik başvuru kaynağı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan uzmanların düzenlediği Sosyal İnceleme Raporudur. Psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan müteşekkil bu uzmanlar tarafların ev ortamlarını bizzat inceler. Anne, baba ve çocuk ile ayrı ayrı görüşmeler gerçekleştirerek aile dinamiklerini masaya yatırırlar. Uzmanın hazırlayacağı bu rapor mahkeme açısından kesin bir bağlayıcılık taşımasa da hakimin kanaatini belirleyen en güçlü delil niteliğindedir.
Yargıtay yerleşik içtihatlarında sosyal inceleme raporunun eksik alınmasını açık bir bozma sebebi saymaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/8082, K. 2024/6057, T. 18.09.2024 tarihli ilamında bu hususu açıkça vurgulamıştır. Yüksek Mahkeme anılan kararında tek uzman tarafından düzenlenen ve taraflardan biriyle görüşme yapılmadan hazırlanan raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını net bir dille belirtmiştir.
İlgili kararda şu ilkesel saptamaya yer verilmiştir: “Velâyet düzenlemesi yapılırken çocuğun üstün yararının belirlenmesi amacıyla psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, her iki ebeveyn ve ortak çocukla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip; tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocukların sağlıklı gelişimi için velâyeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması, gerektiğinde Mahkemece idrak çağındaki çocuğun görüşü alınıp, diğer deliller de gözönüne alınmak suretiyle ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının menfaatine olacağı tespit edilerek velâyet konusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.”
Görüldüğü üzere uzman incelemesi formalite bir işlem değil, yargılamanın omurgasıdır. Uzman heyet ile yapılan mülakatlarda sergilenecek tutum, çocuğa yaklaşım tarzı ve sunulacak yaşam alanının niteliği dava sonucunu şekillendirir. Bu süreçte uzman heyetin taraflı ya da yüzeysel bir rapor tanzim etmesi halinde süresinde teknik itirazların sunulması zorunludur. İşte bu hassas dönemeçte Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti uzmanlığı sayesinde uzman raporuna usulüne uygun itirazlar yapılarak ek rapor veya heyet değişikliği talep edilebilmektedir.
İdrak Çağındaki Çocuğun Mahkemede Bizzat Dinlenmesi Zorunluluğu
Uluslararası sözleşmeler ve Türk iç hukuku, idrak yeteneğine sahip olan çocukların kendilerini ilgilendiren davalarda bizzat dinlenmelerini zorunlu kılmaktadır. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin ilgili hükümleri uyarınca, belirli bir olgunluğa erişmiş çocuğun görüşüne başvurulmalıdır. Yargıtay uygulamasına göre genellikle sekiz yaş ve üzerindeki çocuklar idrak çağında kabul edilmekte ve bizzat uzman refakatinde mahkemece dinlenmesi aranmaktadır.
Çocuğun beyanı alınırken anne ve babanın duruşma salonunda bulunmaması esastır. Çocuk, pedagog veya psikolog eşliğinde adli görüşme odasında dinlenir ve serbest iradesiyle kimin yanında kalmak istediği tutanağa geçirilir. Elbette çocuğun beyanı mutlak surette bağlayıcı değildir. Çocuk ebeveynlerinden biri tarafından manipüle edilmiş, hediye veya vaatlerle yönlendirilmiş ya da diğer tarafa karşı kışkırtılmış olabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi mezkur kararında çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde idrak çağındaki çocuğun görüşünün aksine de karar verilebileceğini açıkça hükme bağlamıştır. Ebeveyn yabancılaşması sendromu gibi durumlarda çocuğun beyanının yapay olduğunu ortaya koymak için Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti nezdinde profesyonel bir delil analizi yapılmalı ve uzman görüşü alınmalıdır.
Anne Bakım ve Şefkatine Muhtaç Küçüklerin Durumu
Velayet davalarında çocuğun yaşı en belirleyici unsurlardan biridir. Türk aile hukuku doktrininde ve yerleşik Yargıtay kararlarında, özellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde bulunan çocukların anne bakım ve şefkatine muhtaç olduğu kabul edilir. Sıfır ile üç yaş arasındaki bebeklerin, annenin çocuğun hayatını tehlikeye atacak derecede ağır bir akıl hastalığı, uyuşturucu bağımlılığı veya şiddet eğilimi bulunmadığı sürece babaya verilmesi hukuken istisnai bir durumdur. Çocuğun temel biyolojik ihtiyaçlarının karşılanması bu dönemde anne varlığı ile özdeşleşmiştir.
Dört ile altı yaş arasındaki okul öncesi dönemde de anne şefkati kural olarak önceliklidir. Ancak çocuğun anne yanında ihmal edildiği, sağlık kontrollerinin aksatıldığı veya ahlaki gelişiminin zedelendiği somut delillerle kanıtlanırsa velayet babaya tevdi edilebilir. Anne çalışıyor olsa veya düşük bir gelire sahip bulunsa dahi bu durum velayetin kendisinden alınması için tek başına gerekçe oluşturamaz. Baba ne kadar varlıklı olursa olsun, annenin sağladığı duygusal bağı para ile ikame edemez. Velayet uyuşmazlığında küçük yaştaki çocuğun menfaatlerini savunurken Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti tecrübesiyle doğru vakıaların ispatlanması mahkemenin kararını doğrudan etkiler.
Velayetin Değiştirilmesi Davası ve Şartları
Boşanma ilamı ile velayet bir tarafa bırakılmış olsa dahi, velayet kararları hiçbir zaman nihai ve kesin hüküm teşkil etmez. Yaşam dinamiktir ve boşanma sonrasında tarafların hayatında köklü değişiklikler meydana gelebilir. İşte bu gibi durumlarda Türk Medeni Kanunu m. 183 hükmü uyarınca velayetin değiştirilmesi davası açılması mümkündür.
İlgili kanun maddesi bu olguyu şu sözlerle emreder: “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.”
Velayetin değiştirilebilmesi için boşanma kararından sonra tarafların veya çocuğun durumunda esaslı, sürekli ve önemli bir değişikliğin vuku bulması şarttır. Örneğin velayet kendisine bırakılan annenin veya babanın çocuğu diğer ebeveynden ısrarla kaçırması ve kişisel ilişkiyi fiilen engellemesi velayetin değiştirilmesi için en güçlü sebeplerden biridir. Benzer şekilde velayeti elinde bulunduran tarafın çocuğun eğitimini aksatması, ağır hastalığa yakalanması, hapse girmesi veya çocuğa fiziksel ya da psikolojik şiddet uygulaması durumunda dava açılarak velayet talep edilebilir.
Yalnızca diğer ebeveynin yeniden evlenmiş olması tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir. Yeni eşin çocuğa kötü muamelede bulunması veya aile ortamının çocuğun ruh sağlığını bozması ispatlanmalıdır. Velayetin değiştirilmesi davalarında ispat yükü davacı taraftadır ve geçmiş boşanma dosyasındaki deliller değil, yeni ortaya çıkan olgular incelenir. Bu karmaşık süreçte Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti desteğiyle iddiaların somut delillerle belgelenmesi davanın kabul edilmesini sağlar.
Velayetin Kaldırılması Halleri ve Ağır İhmal Sebepleri
Velayetin değiştirilmesi ebeveynler arasında bir el değiştirme işlemi iken, velayetin kaldırılması kurumu çocuğun korunması amacıyla velayet hakkının her iki ebeveynden de tamamen alınması anlamına gelir. Bu durum aile hukukundaki en ağır koruma tedbiridir ve kanunda sınırlı olarak sayılan hallerde tatbik edilir. Türk Medeni Kanunu m. 348 gereğince diğer önlemlerden sonuç alınamazsa velayetin kaldırılmasına hükmedilir.
Kanun metninde bu ağır şartlar şöyle ifade edilmiştir: “Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verir:
- Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi.
- Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.”
Velayetin kaldırılması durumunda çocuğa vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesince bir vasi atanır. Anne veya babanın haysiyetsiz hayat sürmesi, çocuğu dilendirmesi, suça sürüklemesi veya çocuğun bakımını tamamen terk etmesi bu kapsamda değerlendirilir. Bu derece ağır vakıalarda çocuğun can güvenliği ve istikbali tehlikede olduğundan Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti hukuki müdahalesiyle gecikmeksizin cumhuriyet savcılığına ve aile mahkemesine müracaat edilerek çocuğun koruma altına alınması sağlanmalıdır.
Kişisel İlişki Kurulması ve Çocuk Teslimi Prosedürü
Velayet hakkı kendisine verilmeyen taraf ile çocuk arasında sağlıklı bir bağın sürdürülebilmesi için mahkeme kişisel ilişki takvimi belirler. Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun yaşı, okul durumu, tatil dönemleri ve tarafların yaşadıkları şehirler dikkate alınır. Genellikle ayın belirli hafta sonları, dini bayramların bir bölümü ve yaz tatilinde belirli bir süre çocuğun diğer ebeveynle yatılı olarak kalması kararlaştırılır.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlardan biri, velayeti elinde tutan tarafın çeşitli bahanelerle çocuğu diğer tarafa göstermemesidir. Eski dönemdeki icra yoluyla çocuk teslimi uygulaması kaldırılarak yerine Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü koordinasyonunda çocuk teslimi sistemi getirilmiştir. Artık çocuk teslimi uzmanlar eşliğinde ve çocuk teslim merkezlerinde yapılmaktadır. Çocuğun teslimine muhalefet etmek veya kişisel ilişkiyi haksız yere engellemek disiplin hapsi yaptırımına tabidir. Dahası, kişisel ilişkiyi sürekli biçimde ihlal eden ebeveyn aleyhine velayetin değiştirilmesi davası açılması hakkı doğar. Bu hakların etkin bir şekilde işletilebilmesi adına Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti aracılığıyla gerekli yasal bildirimlerin ve başvuruların zamanında yapılması elzemdir.
İştirak Nafakası Yükümlülüğü ve Miktarının Belirlenmesi
Velayet hakkı kendisine verilmeyen ebeveyn, çocuğun bakım, beslenme, barınma, sağlık ve eğitim masraflarına gücü oranında katılmakla yükümlüdür. Türk Medeni Kanunu m. 182 uyarınca hükmedilen bu nafakaya iştirak nafakası adı verilir. İştirak nafakası kamu düzenine ilişkindir ve taraflar boşanma protokolünde bu haktan feragat etmiş olsalar dahi sonradan çocuğun menfaati için nafaka davası açılabilir.
İştirak nafakasının tutarı belirlenirken tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile çocuğun gerçek ihtiyaçları tartılır. Çocuğun özel okul giderleri, sağlık masrafları, sosyal aktiviteleri ve yaşı göz önünde bulundurulur. Yıllar geçtikçe paranın alım gücünün düşmesi ve çocuğun büyümesiyle masraflarının artması kaçınılmazdır. Bu durumda iştirak nafakasının artırılması davası açılarak mahkemeden uyarlama talep edilebilir. Nafaka borcunun ödenmemesi icra takibine konu edilebileceği gibi, ödenmeyen cari nafaka borçları sebebiyle borçlu aleyhine tazyik hapsi davası açılması mümkündür. Müvekkillerin çocukları adına hak ettikleri maddi katkıyı eksiksiz tahsil edebilmeleri için Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti hukuki takibi büyük bir güvence teşkil eder.
Şişli Velayet Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme Usulü
Velayet davalarında usul hukuku kuralları davanın esası kadar hayati bir fonksiyon icra eder. Görevli mahkeme kural olarak Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesinin kurulmadığı yargı çevrelerinde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Görev kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilir. Yanlış mahkemede dava açılması halinde davanın usulden reddi tehlikesi ortaya çıkar.
Yetkili mahkeme bakımından ise Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri birlikte değerlendirilir. Boşanma davası ile birlikte açılan velayet taleplerinde, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi yetkilidir. Ancak boşanma kararı kesinleştikten sonra açılacak olan bağımsız velayetin değiştirilmesi davalarında yetkili mahkeme çocuğun oturduğu yer mahkemesidir. İstanbul ili özelinde Şişli ilçesinde ikamet eden taraflar bakımından uyuşmazlıklar Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı Aile Mahkemelerinde görülmektedir. Tebligatların takibi, cevap dilekçesi verme süreleri ve delil bildirme aşamalarında yapılacak usuli bir hata davanın baştan kaybedilmesine yol açabilir. Bu vahim risklerin bertaraf edilmesi için Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti nezdinde dava sürecinin profesyonelce kurgulanması zorunludur.
Sık Sorulan Sorular
Velayet davalarında ebeveynlerin zihnini meşgul eden, yargılama sürecini doğrudan etkileyen pek çok pratik soru bulunmaktadır. Bu sorulara verilen doğru ve zamanında yanıtlar, davanın lehe sonuçlanmasında anahtar rol oynar.
Anne Çalışmıyorsa Velayeti Alabilir Mi?
Annenin çalışmıyor olması veya düzenli bir gelirinin bulunmaması velayeti almasına kesinlikle engel teşkil etmez. Hukukumuzda çocuğun barınma ve bakım giderleri iştirak nafakası yoluyla babadan tahsil edilmektedir. Çocuğun anne şefkatine ve ilgisine muhtaç olduğu yaşlarda mahkeme, annenin ekonomik durumundan ziyade çocuğa sunacağı duygusal ortamı ve ilgiyi esas alır. Dolayısıyla geliri olmayan anne de gerekli koşulları sağladığı takdirde velayet hakkını elde edebilir.
Çocuğun Görüşü Kaç Yaşında Dikkate Alınır?
Yargıtay yerleşik kararları ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde idrak çağına ulaşmış çocukların bizzat dinlenmesi zorunludur. Uygulamada kural olarak sekiz yaş ve üzerindeki çocukların kendilerini ifade edebilecek olgunlukta olduğu kabul edilir. Bu yaş grubundaki çocuklar adli görüşme odasında uzman pedagog refakatinde dinlenir. Ancak çocuğun üstün yararı aksini gerektiriyorsa veya çocuk ebeveyn baskısı altındaysa hakim çocuğun tercihinin aksine de hüküm tesis edebilir.
Yeniden Evlenen Anneden veya Babadan Velayet Alınır Mı?
Velayet kendisine bırakılan ebeveynin yeniden evlenmesi tek başına velayetin değiştirilmesi sebebi oluşturmaz. Kanun koyucu evliliği meşru bir hak olarak tanımıştır. Ancak yeni evlilik sebebiyle çocuğun psikolojik veya fiziksel şiddete uğraması, yeni eşin çocuğa kötü muamele etmesi veya çocuğun evde istenmemesi gibi durumlar ispat edilirse velayet diğer tarafa verilir. Aksi halde sırf evlilik olgusuna dayanılarak açılan davalar reddedilmektedir.
Çekişmeli Boşanmada Velayet Davası Ne Kadar Sürer?
Çekişmeli boşanma davaları ve bu davalarla birlikte yürüyen velayet uyuşmazlıkları delillerin toplanması, sosyal inceleme raporunun tanzimi ve tanıkların dinlenmesi gibi usuli aşamalar sebebiyle genellikle bir ile iki yıl arasında sonuçlanmaktadır. İstinaf ve temyiz süreçleriyle birlikte bu süre uzayabilir. Ancak dava devam ederken mahkemeden talep edilecek geçici velayet ara kararı ile çocuğun fiili durumu dava sonuna kadar hızlı bir şekilde güvenceye alınır.
Sonuç
Velayet davaları, yalnızca hukuki kuralların tatbik edildiği soğuk metinlerden ibaret olmayıp doğrudan bir çocuğun geleceğini, ruh sağlığını ve anne babasıyla olan yaşam boyu bağını inşa eden en hassas dava türüdür. Sürecin her aşamasında re’sen araştırma ilkesi geçerli olduğundan, mahkemeye sunulacak iddiaların somut vakıalar, uzman raporları ve tanık anlatımlarıyla eksiksiz desteklenmesi gerekir. Yargılama sırasında süresinde yapılmayan bir itiraz veya eksik bırakılan bir delil listesi, telafisi imkansız hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle aile hukuku uyuşmazlıklarında yetkin bir Avukat İstanbul desteği alarak hareket etmek hayati bir gerekliliktir.
Şişli ve çevre ilçelerdeki uyuşmazlıklarda uzman kadromuz, çocuğunuzun üstün yararını korumak ve haklarınızı savunmak adına titiz bir hukuki mücadele yürütmektedir. Hukuki süreçlerinizi güvenle yürütmek ve profesyonel danışmanlık hizmeti almak için Trump Towers, Mecidiyeköy Mahallesi, Mecidiyeköy Yolu Cd. No:12, 34360 Şişli/İstanbul adresinde bulunan ofisimizi ziyaret edebilir, alanında uzman bir Avukat İstanbul rehberliğinde velayet sürecinizi yönetebilirsiniz. Çocuğunuzun geleceğini tesadüflere bırakmamak adına Şişli Velayet Avukatı | Velayet Davası ve Çocuğun Velayeti alanındaki tecrübemizle yanınızdayız.


